AKP Döneminde Kadını Aşağılamak Moda Oldu

 

AKP iktidarıyla kadını aşağılayan fikirlerin özgürce ifade edilebildiği görülmekte. Belediyelerden HSYK’ya kadar çok sayıda devlet kurumunun faaliyetine bakıldığında kadının ikinci sınıf insan olarak değerlendirildiği ortaya çıkmakta.

Geçtiğimiz yıl erkekler için çok eşliliği savunan açıklamalarıyla kamuoyunun tepkisini çeken "yaşam koçu" Sibel Üresin Habertürk Gazetesi’nde Helin Avşar’ın kendisiyle yaptığı röportajda kadınları aşağılamaya devam etti.

Kocasına ikinci eş olarak “almak ister misin” diye bir kadın gösterdiğini söyleyen Üresin, ikinci eş yüzünden evliliğini bitirenlere sıcak bakmadığını belirtti. Üresin kadının erkekler gibi çok eşli olamayacağını şu sözlerle savundu: “Bir kadın aynı anda 4 adamdan hamile kalabilir mi? Bir kere vücut buna müsait değil. Ama bir adam 5’er dakika arayla 4 kadını hamile bırakabilir.”

Üresin: “Zengin bir erkek olsaydım 4 kadın alırdım”
İmam nikahlarının resmileşmesini savunan Üresin, “zengin bir erkek olsaydım 4 kadın alırdım” sözleriyle dinci gericiliğin kadın zihninde yaratabileceği tahribatın sınırı olmadığını göstermiş oldu.

AKP’nin iktidar olduğu dönemde kadınları aşağılayan bu tür fikirlerin giderek daha da yaygınlaştığı ve rahatça ifade edilebilir hale geldiği görülmekte. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kadın-erkek eşitliğine rahatlıkla karşı çıkarken, AKP’li belediyelerin kadınlara ikinci sınıf vatandaş olduklarını kanıksatmak için faaliyette bulundukları görülüyor. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) dahi kadını ikinci sınıf vatandaş olarak kabul eder hale gelmiş durumda.

Erdoğan: “kadın erkek eşitliğine inanmıyorum”
Başbakan Erdoğan, 2010 yılı Temmuz ayında kadın örgütü temsilcileriyle Dolmabahçe’de yaptığı toplantıda sarf ettiği şu sözlerle dinleyenleri şaşırtmıştı: “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum. Onun için fırsat eşitliği demeyi tercih ediyorum. Kadınlar ve erkekler farklıdır, birbirinin mütemmimidir.”

Küçükçekmece Belediyesi kadına ikinci sınıf insan olduğunu anlatıyor!

AKP’li belediyeler düzenledikleri etkinliklerle gericiliği topluma mal etme çabası içinde olduklarını ortaya koymakta. Özellikle kadınlıklara yönelik etkinliklerle kadınlara ikinci sınıf insan olduklarının kabul ettirilmek istendiği görülmekte. Geçtiğimiz ay AKP’li Küçükçekmece Belediyesinin düzenlediği etkinlikte konuşma yapan gerici yazar Sema Maraşlı, kadınları erkeklerin üstünlüğünü kabul etmeleri yönünde uyarmıştı. Kur’an’da evin reisinin erkek olduğunu belirten Maraşlı kadınların yaratılışları gereği teslimiyetçi olduklarını savunmuştu.

Gaziosmanpaşa Belediyesi kadınları “vıdı vıdı” yapmamaları konusunda uyardı
Benzer etkinlikler AKP’li Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından da düzenlenmekte. Belediye seminerlerin yanı sıra bastırıp dağıttığı “Evlilik Vizesi” isimli kitapçıkla kadınlara aşağılayıcı tavsiyelerde de bulunuyor. İnci Yeşilyurt isimli “evlilik ve iletişim uzmanı”nın yazdığı kitapçıkta kadınlara eşlerinden erken kalkarak, onlara kahvaltı hazırlamalarını aksi taktirde işe yaramaz, para yiyici durumuna düşecekleri yazmakta. Kitapçıkta kadınlara eşleriyle yaşadıkları problemlerde konuşsalar bile “vıdı vıdı” yapmamaları ve rest çekmemeleri önerilmekte. Yeşilyurt, düzenlediği seminerler vasıtasıyla da gerici fikirlerini kadınlara aşılama olanağı buluyor.

HSYK tecavüzcüyü koruyor
12 Eylül’deki referandum sonucunda AKP’nin aracı haline gelen HSYK’nın da kadını aşağılayacak derecede gericileştiği görülmekte. HSYK’nın yargının iş yükünün azalması için düzenlediği toplantıda dile getirilen bir öneride 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 434. maddesindeki uygulama yeniden hayata geçirilmesi savunulmaktaydı. Yürürlükten kaldırılmış bulunan bu maddeye göre kaçırılan veya alıkonulan kadının evlenmesi halinde koca hakkındaki cezanın 5 yıl ertelenmesini öngörülmekte.

Kadının ruh sağlığı HSYK’nın umrunda mı?
HSYK’nın toplantısında kadını aşağılayan bir başka önerideyse, Adli Tıp’tan cinsel suçlarla ilgili daha hızlı rapor alabilmek için ‘beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı’ araştırılması yerine sadece ‘beden sağlığının bozulup bozulmadığı’ araştırılması gündeme getirilmekte.

Kadına şiddet Diyanet’le mi önlenecek?
Son 7 yılda, yüzde 1400 arttığı iddia edilen kadın cinayetleriyle kamuoyunun dikkatini çeken kadına şiddet konusunun da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın işbirliğiyle çözülme çabası dikkatleri çekiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin açıklamasına göre Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’yla ortak çalışacak olan Diyanet öncülüğünde geliştirilecek “aydınlanma projesiyle” kadına yönelik şiddet engellenmeye çalışılacak. Kadını aşağılayan İslamcılığın kadına şiddet konusunda nasıl sonuçlar vereceği ise merak konusu.

 

Yorum Yaz